One more step to catch! (Yakalamak için bir adım daha)

2
1301

Dün gece kulüp tarihi ve Türk takımları tarihi açısından çok önemli adımlardan birini daha attık. Her adımda tarih yazdığımız rüyalar sahnesi Şampiyonlar Liginde çok önemli bir galibiyet aldık. İlk defa bir Alman takımını yenen Türk takımı olmak, Şampiyonlar Liginde ikide iki ile başlayan ilk takım olmak yazdığımız tarihin daha ilk satırlarıydı. Monaco maçları artık hem bizim hem de grubun dağılımını belirleyecek maçlar oldu ve öyle bir öneme sahip oldu ki burada her zaman dediğimiz gibi “bu maç çok önemli” deyiminin en yüksek olduğu maçlar olması kaçınılmaz oldu.
Leipzig takımına başlı başına bir paragraf açmak gerek. Bazı kişi ve kurumların daha 5 senelik takım, 24 yaş ortalaması, Şampiyonlar Ligi tecrübesizliği gibi sözlerine aldırış etmemek gerekiyor. Bu konu da Mehmet Demirkol’un ısrarla söylediği “Leipzig bir proje takımıdır!” sözü o kadar doğru ki… 2 seneden beri aslında çok dikkat çekici bir takım oldular. Önce Bundesliga 2 de sergiledikleri performans, sonrasında Bundesliga da yaptıkları göz önünde bulundurulunca aslında geçen sezonun şampiyonu sayılabilirler. Çünkü Bayern Münih artık Bundesliga ile alakası kalmamış her sene %99 şampiyonluğu garanti olan bir takım. Yani liginin çok çok üzerinde. Eğer bu değerlendirme üzerinden bakacak olursak ki bu konuda tezi çürütecek hiçbir bahane yok, yukarıda bahsettiğimiz Leipzig’in geçen sezon Bundesliga şampiyonu gibi sayılmasında hiçbir mazeret bulunamaz.

Şenol Güneş’in maç sonu açıklamalarını dinlediğinizde yine nasıl bir takım hüviyetine sahip olduklarını da görebilirsiniz. Forsberg, Keita ve Sabitzer üçlüsünün ileride yapabileceklerini kestirebilmek, rakip defans kurgusunu hataya zorlamak için kendi ileri üçlüsü Cenk, Talisca ve Babel’i sürekli döner ve hareketli halde tutmak… Kesinlikle mükemmel bir analiz ve taktiktir. İlk 20-25 dakika boyunca Leipzig’i kendi silahıyla vurmaksa müthiş dehanın örneği. İşte bu yüzdendir ki her maça ayrı bir stratejisi olan Şenol Güneş Türkiye’nin en iyi teknik direktörüdür. Onu bize kazandıranlara da yani yönetime de bir tebrik sunmayı ve teşekkürü çok görmemek gerek.

Zaten bu yüzdendir ki yine Mehmet Demirkol’un “Beşiktaş artık bir Şampiyonlar Ligi takımıdır.” tanımı tam yerini buluyor. Her maça ayrı bir stratejisi, her maça daha uygun bir oyun stili olan takımlar bu Şampiyonlar Liginde ilerler. Eğer strateji geliştiremiyorsanız, taktik ve analizi doğru yapamıyorsanız, Vardar ve Östersunds gibi takımlara saçma sapan oyunlarla yenilmeniz, Kupa 2 ye bile katılamamanız olağan olur. Ligde bizi istedikleri kadar yenebilirler, adil bir yönetim ve saha içinde oynamaya çalışan her takımla bu Beşiktaş kafa kafaya oynar, galibiyeti de her türlü alır! Ama saha içerisinde satılmış bir hakem, saha içerisinde futbol harici her türlü oyunu oynayan takımlar olduğu müddetçe bu ligin ne kalitesi kalır, ne gelişimi, nede ilerlemesi. Hakeme düdüğü astırmak değil, asıl bu tip pislikleri Türk futbolundan silmediğiniz müddetçe zaten ilerleme kaydedemiyorsunuz. Bakın milli takıma, iki cambaz, iki pis işler duayeni yine son maça kadar nefesimizi tutarak ilerlettiler bizi. Herkesin umutla baktığı Dünya Kupası bizim için bir hayalden çok daha fazlası…

Ligde ve Türk futbolunda hal böyleyken Beşiktaş gibi bu lige fazla şerefli ve fazla iyi oynayan bir takıma yapacakları pislikleri de pek takmamak gerekiyor. Yanlış anlamayın, yukarı da Bayern örneğindeki gibi, biz bu ligin üzerinde ve şampiyonluğun yüzde olarak en yüksek oranda şampiyonluk adayıyken, bizi kendi seviyelerine çekmek isteyen ikinci sınıf, başaltı takımlarıyla Şampiyonlar Ligi müsabakasında uğraşmak bize yakışmaz. 55. Dakikadan sonra Avrupa’nın artık değil kedisi, minik faresi bile olamayan Galatasaraya, son dakikalarda Fenerbahçe ve yöneticilerine sövmek bize yakışmaz. Çünkü artık arada bir klasman farkı var. Onlar bu klasman farkını kapatamadığı müddetçe ki bu halleriyle de hiç kapatacak bir görüntü vermemeleri nedeniyle onlarla uğraşmak, küfürleşmek, onların seviyesine inmek hiç doğru ve hoş değil. Evet yaptıkları pislikler yanlarına kalmasın ama bu şekilde uğraşmak “Efendi Beşiktaş”a ve Beşiktaş taraftarına yakışmaz. Bakın başkanın dünkü açıklamalarına yine aynı zarafetle yaptı konuşmasını, bizde öyle yapalım. Hakkımızı savunalım ama küfürle değil. Zaten küfür olayını pek sevmediğimden, maça gelmiş çocukları da düşünerekten, boşverin diyorum biz bu sene ve gelecek sene şampiyon olalım, onlar zaten kendi pisliklerinde iki sene içerisinde boğulup gidecekler.

Başlığa da değinmeden geçmeyeyim. Kasımpaşa maçından sonra Fabri ile ufak bir görüşmemizde ona bu sözü söylemiştim. Topu “yakalamak için bir adım daha” atmasının kendisi için daha iyi olacağını. Leipzig maçından sonra da yine aradım tebrik ettim başarılı bir maç çıkardığı için ve aynı cümleyi tekrarladım ama bu sefer farklı bir şey için. Artık bundan sonra yapmamız gereken işimize odaklanmak, Şampiyonlar Liginde iki Monaco engelini ya iki beraberlikle yada bir galibiyetle kapatıp önümüze bakmak. İkinci turu “yakalamak için bir adım daha”, yeni bir tarih “yakalamak için bir adım daha”.
Yüksel Beşiktaş!

2 YORUMLAR

  1. Eline sağlık.
    Saha içinde ve dışında artık rakiplerimizle aramızı ciddi oranda açmaya başladık. Tespitin çok doğru bizi aşağıya, yanlarına çekmeye çalışıyorlar. Çünkü onların yukarıya çıkma şansları yok.
    Bize düşen, artık hedefimizi sadece avrupada başarılı takımların uygulamaları ile kendimizi kıyaslamak ve rakip olarak onları görmek. Türkiye’de futbolu kirleten herkese karşı tavrımız ise “muhatabımız siz değilsiniz.” tavrını geliştirmek olmalıdır.
    Tekrar eline sağlık, sık sık bunları gündeme taşımanı dilerim.