Bu Ligi Beşiktaş Belirler

7
1428

Başlığa bakıp fazla iddialı olduğumu düşünenler olabilir. Neden böyle düşündüğümü sizlere anlatmaya çalışayım.

Şampiyonluk için 3 faktör çok önemlidir:

1. Oynanan futbol,
2. Camianın psikolojisi,
3. Taraftar etkisi,

Rakip analizi yapılırken genellikle 2 hata yapılır. Rakibi ya önemsiz görür ve tehlikeleri görmezden gelip duvara toslarız ya da gereğinden fazla gözümüzde büyütüp kendi elimizdeki değerlerin farkında olmayıp her şeyi rakibe teslim ederiz.
Dolayısı ile kendimizi rakiplerle kıyaslarken bu 2 hataya düşmeden ilerlemek, bizlere bugünü ve önümüzü görmek için soğukkanlı bir davranış şekli geliştirmemizi sağlar.

Bu sezon doğal rakiplerimiz 2 renklinin dışında Başakşehir ve Trabzon’dur.
Öncelikle Başakşehir’e bakalım. İyi futbol oynayabilen, üzerlerinde baskıyı diğer adaylar arasında en az hisseden ekip. Bu onlar için ciddi avantaj. Fakat gel gör ki; iş şampiyon olacağım dediğinde kimse size baskı yapmasa bile futbolcu kendi kendine baskı yaratır. Geçen sezon üzerlerinde hiç baskı hissetmeden sadece futbol oynayıp başarılı oldular. Şampiyonluğa çok yaklaştıkları için “neden olmasın, yapabiliriz” fikri gelişti ve bu sezon şampiyon olmak için kadro kurdular. Bakalım bunu nasıl yönetecekler. Büyük maçlara konsantre olurken görece daha küçük maçlarda aynı motivasyonu yakalayabilecekler mi? İlk onbirleri sağlam fakat ihtiyaç duyduklarında yedek kulübelerinden ne kadar faydalanabilecekler? Bunlar soru işaretleri.

Trabzon’un en büyük rakibi kendisidir. Aramızda bilenler vardır. Trabzon küçük bir şehir, futbolcular İstanbul’da olduğu gibi kalabalığın arasına karışıp kendi kendileri ile kalıp kafalarını boşaltamazlar. Karadeniz insanı duygularını genellikle uçlarda yaşar. Olası puan kayıplarına henüz olgunlukla karşılık vermeyi camia olarak öğrenemediler. Kadroları iyi ama bence şampiyonluk için yeterli değil.
Fenerbahçe, bence kadro kalitesi yetersiz. Fakat en büyük eksikleri şampiyonluk havasında değiller. Camia bu işe inanmıyor. Aykut Hoca’nın her maçtan sonra “şampiyon olacağız” demesinin tek nedeni camiayı birleştirme çabaları. Bu hafta Alanya maçlarının olduğu gün caddede bir tane bile formalı adam görmedim. Bu birkaç sene önce mümkün olmayan bir şeydi. Önümüzdeki hafta olası bir Kadıköy galibiyetimiz fişlerini çeker.
Galatasaray, bence en büyük rakibimiz. Son 2 sezonun kayıp takımı için büyük risk alıp tüm takımı değiştirdiler. İlk aşı da tutunca camia hemen birleşti. Göze hoş gelen futbol oynuyorlar. Tam ortalama taraftarın beklediği oyun. Havaları iyi, skorlar iyi. Fakat kafalarında halen Hoca ile ilgili şüpheleri var. Kendisini henüz ispatlamadı. Oynadıkları futbolun handikapı şu; ayağa iyi pas yapan, sakin oynamayı bilen bir rakip onları çok kolay durdurur. Örneğin, bu futbolu bize karşı oynasınlar hem içeride, hem de dışarıda yeneriz. Kadro derinlikleri ise yetersiz. Gomis’in olmadığı bir maçta Sinan Gümüş’le idare etmek zorunda kalacaklar. Sağ bekleri iyi adam, o olmadığında takım çok zayıflar. Belhanda çok yetersiz vs.

Gelelim Türkiye’nin tek büyüğüne Beşiktaş,
Çok iyi bir kadromuz var. En yumuşak karnımız sağ bek ve sonrasında sol stoper. Fakat her hali ile iş yapar. Kalan tüm mevkiiler çok büyük işler yapmaya yetkin bir isimlerle dolu.
Hocamız çok tecrübeli, kendine güveniyor, tüm camia arkasında.
Son 2 sezonun şampiyonuyuz. Bu ciddi bir özgüveni beraberinde getiriyor.
Tek tek futbolcu konuşmak istemem ama Pepe diye bir adam var, özgüvenin sembolü. Cenk diye bir adam var hırsın sembolü. Babel diye bir adam var, soğukkanlılığın ve profesyonelliğin sembolü. Oğuzhan diye bir adam var tek topla gol attırmanın her zaman olabileceğini herkese gösteren bir adam. Ve daha bir çoğu. Yedek kulübesi desen hınca hınç yetenek dolu.
Başkan ise on numara adam, sadece günü değil geleceği planlayabilen nadir yöneticilerden. Her zaman her yerde arkasında durulacak adam. Beşiktaş’ı tekrar aile yapan adam.

Ve taraftar; bu tek başına üstüne yazı yazılabilecek bir konu. Fakat yazı çok uzadığından kısa tutacağım. Her yıl daha da bilinçlenen bir kitle var etrafımızda. Takıma destek eksilmeden devam ediyor. Çok büyük bir güç ve takımı ileri iten bir etki. Takımla birlikte hareket ettiği zaman ne kadar faydalı olabileceğini hem gördü, hem de futbolculara gösterdi. 0-3’ten 3-3’e Benfica ve 0-2’den 2-2’ye Galatasaray maçları son örnekler. Bence bu 2 örnek bize şampiyonluğu getiren en önemli faktörlerin başında geliyor.
Sözün özü; kadromuz çok iyi, camia olarak kenetlenmiş durumdayız. Son 2 sezonun şampiyonu ve kadronun geçmiş tecrübesi ile şampiyonluk tecrübesi gırtlağına kadar gelmiş bir ekibiz. Rakiplerin ise (Başak dışında) şampiyonluk olmazsa olmazları. Hani son 2 sezondur çok popüler olan “yok bu stresi kaldıramazlar” konusu var ya. Hah işte o stres şimdi rakiplerin kucağında.
Yani biz hata yapmazsak şampiyon yine, yeniden Beşiktaş.

“Canımı canına katarcasına, ömrümü uğruna harcarcasına, deliler gibi aşığım sana, ille de sen ille de sen.”

Sevgiler.

7 YORUMLAR

  1. Cem kardeşim eline, kalemine sağlık. Tespitlerin çok doğru yazında da bahsettiğin gibi yine her şey bizim elimizde. Benim dikkatimi çeken bir nokta var doğrudur yanlıştır bilemem ama; taraftarın bir bölümünde yılların vermiş olduğu özgüven eksikliği halen devam etmekte. Kolay değil yıllar sonra gelen başarıya bazılarımız hala alışamadı. 2003-2004 sendromunu hala üzerimizden atamadık. Kafalarda büyük soru işaretleri var. Bu soru işaretlerini bu yıl kazanılacak şampiyonlukla yok edeceğimizi düşünüyorum.

    • Eyvallah kardeşim teşekkür ederim.
      Bir grup taraftarın özgüven eksikliği olması hep devam edecek. Çünkü insan karakterleri böyle. Kimi pozitif, kimi ise negatif bakar hayata. Önemli değil, aslolan ortak aklı mümkün olduğunca geliştirmek ve genişletmektir.