Siyahı Kirden Değil

11
1157

Dünya hali ya bu; siyahta vardır, beyazda.
Beşiktaş bir spor kulübü olarak elbette başarı için çalışır. Elbette var olduğu her alanda liderlik yapmak ister. Ama “Neye rağmen?” dediğinizde size “Her şeye rağmen.” demez. Demez, kesseniz de demez, küçük görsenizde demez, aradan çıkan ayrık otlarının oflamalarına bir an olsun dönüp bakmaz. Çünkü o bilir ki; aslolan mücadeledir hayatta. Sonuçlar değildir Beşiktaş’ımın yüz akı. Verdiği mücadeledir, akıttığı terdir, gözünden gelen o tertemiz yaşlardır Beşiktaş’ımı Beşiktaş yapan.
Siyahı kirden değildir ha, kalbini karartan günahlardan değildir o siyah. O siyah hayatın her şeyi ile birlikte kabul edilmesindendir. “Mutluluk bizimse, hüzünde bizimdir.” anlayışının ete kemiğe bürünmüş halidir. Her şeyi ile sevmenin, sonuç odaklı değil, mücadele odaklı aşkın ortaya çıkışıdır. Bizim siyahımız kabulleniştir, “Doğru olalım gerekirse kaybetmeye hazırız, tabelada. Tabela ne derse desin kime gam, hüzün.” Bizim siyahımız başkaldırıştır, “Şeref için, hak için.” Bizim siyahımız asalettir.
Biz örnek olmak için varız. Doğrunun yanında durarak kazanılacağını ve mutlak kazanılacağını dünyaya göstermek için. Kazanmaktan maksat tabela değil ha. Gönüllerde kazanmak için varız. Bizim skor tabelamız topun file ile buluşmasını yazmaz. Sıktım mı formayı ne kadar ter akıttığını tartar da yazar.

Kazanmanın tarifini değiştirdiler yüzlerce, binlerce yıl önce. Nakşettiler yavaş yavaş beynimize. Profesyonellik diye bir laf icat oldu. Hakemi aldatmak, insanı aldatmak profesyonellik oldu. Hak yemenin karşılığı profesyonellik oldu. Bizim manav verdiği üzümün yarısını bize çaktırmadan çürük verse adına profesyonellik mi diyeceğiz? Gider yapışırız yakasına, “Ayıp değil mi bu yaptığın 20 yıllık komşuna?” diye. Ama bunu oyuncu yapınca bunun adı profesyonellik. Küçücük çocuklar bile bunu konuşur oldu. İnanamıyorum kulaklarıma. Çünkü evde babası itiraf edemiyor oyuncusunun yaptığının hırsızlık olduğunu. Adam gibi anlatamıyor evladına.
Kazanmak deyince aklımıza tabelada ne yazdığına bakar olduk. İnsanların ne kadar parası olduğuna bakarak kazanıp-kazanmadığını söyler olduk nedense. Onlara başarılı dediler de, hak arayana, önce adil olmak lazım diyene dönüp bakmadık bu ömrümüzde. Hatırlatanlar vardı kitaplarda, kıssalarda ama onlar birer hikâye idi. Uymazdı ki günümüzün modern dünyasına. Hz. Mevlana sadece bir masaldı kulağımıza hoş gelen, ama zordu bir Mevlana yolcusu olmak. Buddha diye bir adam anlatıyorlar bize, dinliyoruz çok güzel geliyor “hah diyoruz evde anlatırız evladımıza”. Ama çocuk daha dün oyuncun kendini yalandan yere attığında ona profesyonellik diye öğrettiğini unutmadı ki be güzel kardeşim. Ama kazananlar doğrudan vazgeçmeyenlerdi aslında, o sözüm ona profesyoneller değil.
Kimse Hz. Mevlana zamanında köşklerde saraylarda oturanları bilmez, umursamaz. Ama bin yıldır anlatılır Mevlana. Kazanan kim, sevgili dostlar?
İşte biz bu yüzden Beşiktaşlıyız diyoruz göğsümüzü gere gere. Biz siyahımızla da beyazımızla da birlikte yaşarsak kazanan olacağız. Bugünün orta oyuncularının ne dediğine bakmayın siz.

Bizim siyahımız kirden değildir elbet. Bilen olmak istersek.
“Şu dünya bir dağ gibidir. Ona nasıl seslenirsek o da bize o sesleri aksettirir.”
Hz. Mevlana

11 YORUMLAR