20 NİSAN PERŞEMBE GÖRÜŞECEĞİZ !

1
1246

Müthiş başlayan gece hüzünlü bitti. Sonuç o kadar kötü olmasa da maçın gidişatı nedeniyle içimizde bir burukluk kaldı. Beşiktaş’ımızda bir haftalık arada kendi referandumunu yapıp çıkan sonuca göre gereken adımları atacaktır.

Öncelikle maçın hakemi İspanyol MATHEU LAHOZ u canı gönülden tebrik ediyorum. Uzun zamandır böyle müthiş bir hakem performansı görmemiştim. Marcelo’ya gösterdiği sarı kart biraz ağır olsa da mükemmel bir maç yönetti.

Futbol böyle bir oyun. Bazen rakibin hata yapar sen kazanırsın, bazen de sen hata yaparsın rakibin kazanır. Olympiakos maçında aynı hüznü Yunan futbolseverler yaşamıştı. Güzel insan Fabricio Martin Agosto Ramirez hata yapsa da canımız, ciğerimiz, Beşiktaş’ın birinci kalecisidir. Hata yapmak insana mahsusdur. Yıllar önce Fevzi Tuncay’ın o zamanlar kireçle çizilen altıpas çizgisinden seken geri pasta topu ıskalayarak yediği gol, Tolga Zengin’ in Brugge ve Lizbon maçlarındaki çıkış hataları sonrasında yediğimiz goller her kalecinin başına gelebilir. Bugün çok sevdiğimiz, heykelini dikmek istediğimiz Atiba Olimpiyat stadındaki Liverpool maçında topu ayağında ezmiş, topu kapan Sterling golü yapamamıştı. Dün de Marcelo’nun hangi ayağımla vurayım derken kaybettiği topta Lagazet golü yapamadı. Hiç istemesek te böyle hatalar olabiliyor. Hayıflanmak yerine iyi yapılan şeyleri görüp ileriye daha güçlü ve moralli hazırlanmalıyız. Bir taraftan hata yapan ders alırken, bir taraftan da bizler bir hata ile futbolcularımızın infaz edilmemesi gerektiğini öğrenmeliyiz.

Çeyrek finalde tur atmamız için yeterli bir sonuca imza attığımızı düşünüyorum. 2-1 lik sonuç bu seviye takımlara karşı asla kötü bir sonuç değildir. Lyon takımının deplasman performansı ve Vodofone Arena atmosferi düşünüldüğünde Beşiktaş’ımız Lyon’u kulağından tuttuğu gibi kupanın dışına atacaktır. Bekle Lyon 20 Nisan Perşembe görüşeceğiz.

Şenol Hocamızın oyuncu değişiklikleri oldukça tartışılıyor. Buna kısmen katılsam da ben hep olayın olumlu yönlerini görmekten yanayım. Sahasında Roma gibi üst düzey bir takıma hepsi birbirinden güzel 4 gol atmış, genç, dinamik, pas oyunu oynayan, öndeki her futbolcusunun gol yeteneği olan bir takıma karşı kendi bireysel hatalarımız dışında net gol pozisyonu vermedik. Hücumda ise çok verimli olmamamıza karşın özellikle Marcelo ve Talisca ile birçok net gol pozisyonu da bulduk. Bireysel hatalar dışında 83 dk. oyunu tutan takımın hocasını iki bireysel hatadan yenen gol sonrasında eleştirmek bence büyük haksızlık. Şenol hoca özellikle ilk yarıda Tosiç i stopere, Adriano’yu solbeke ve Mitroviç’i önlibero mevkiine kaydırarak, önde yorulan Cenk, Babel ve Talisca nın, yine orta sahada Atiba, Oğuzhan ve Mitroviç in yerlerini değiştirerek müthiş dokunuşlara imza attı. İkinci yarıda yenilen baskı yüksek konsantrasyon ile oynayan takımımızın yorulması sonucu önde top tutmadaki yetersizliğimizden kaynaklandı. Aboubakar ve Q7 yi çok aradık. Dolmabahçe de hücum olarak çok farklı bir Beşiktaş izleyeceğimizden şüphem yok. Balıktan gol yemez, rakibe kontradan pozisyon vermez, ilk maçta müthiş uyguladığımız ofsayt taktiğini yine uygulayabilirsek sorun yaşamadan turu geçeriz. Marcelo’ nun ikinci maçta cezalı olmasının sanılanın aksine çok etkili olmayacağını düşünüyorum. Zira Lyon da hücum oyuncuları seri ve kısa boylular. Marcelo’ nun geri pas vereyim derken kaptırdığı top, bu tarz oyuncular karşısında çok yorulmasından kaynaklandı. Hücumdaki yan toplarda bir eksiklik yaşayacağımız kesin. Ama Mitroviç-Tosiç ikilisinin bu işin üstesinden gelebileceğine inanıyorum. Asıl dikkat edilmesi gereken Lyon un kanat atakları. Gökhan Gönül özellikle ikinci yarıda tek kaldı, arkadaşlarından yeterli desteği alamadı. Bu nedenle büyük sıkıntı çektik. Şenol Hoca mutlaka gerekeni yapacaktır. Lyon un defansta çok boş alanlar bıraktığını, savunmasının üst düzey olmadığını düşündüğümüzde Atiba’ nın yanına top kullanması daha üst düzey olan Gökhan İnler in tercih edilmesi gerektiğini düşünüyorum. Atiba-Ozi nin defansif anlamda yetersiz, Atiba-Necip in dengesiz hücumda etkisiz, Atiba-Tolgay ın verimsizliği nedeniyle gerek defansif gerekse ofansif olarak Atiba-İnler ikilisi faydalı olacaktır. Q7 ikinci maçta Lyon bekleri karşısında oldukça etkili olacaktır. Çok seri olan sağbeklerinin cezalı olması büyük avantaj. Cenk Tosun un ikinci yarıda oyundan düşmesi sonrası, oyundan alınmaması en büyük eksiklikti. Maça iyi başlayan Cenk in henüz üst düzey maçlarda 90 dk. yı çıkaracak performansı yok ne yazık ki.

Büyük Beşiktaş taraftarının 20 Nisan Perşembe akşamı Vodofone Arena’ da bizlere birçok mutluluğu yaşatan takımının gücüne güç katma vaktidir. Liverpool maçındaki gibi inançlı, sabırlı ve muhteşem olmalıyız. Nasıl futbolcuların topla eveleyip gevelemelerini eleştiriyor isek bizlerde tribünde aynısını yapmamalıyız. Gerekirse 120 dk. hep destek tam destek.

20 Nisan akşamı saha bizim, galibiyet bizim tur bizim olacak.

Saygılarımla

1 YORUM

  1. İnsanın gelişimini ve bugünlere ulaşmasını sağlayan en önemli kavramlardan ilki “Akıl yürütme” ise ikincisinin -muhtemelen- “Eleştiri” olduğunu düşünürüm…
    Bu kadar önemlidir eleştiri yapmak…
    Tabii ki eleştiriyi yapanın -çok nadir durumlar dışında- eleştirdiği kişiye yakın bir bilgi ve birikime sahip olması şartıyla…
    Bu bağlamda, son derece haddimi bilerek ve de asla -ulusal ve uluslararası tecrübesi en üst düzeyde olan- hocamızı eleştirmek amaçlı olmayıp, yalnızca naçizane gördüklerimi, görebildiğim kadarıyla dile getirmek amacıyla söylemek isterim ki: Lyon maçında oyunun kırılma anı Oğuzhan’ın oyundan çıktığı andı…
    Aslında belki de yalnızca bu maç için, Mitroviç çıkınca girmesi gereken oyuncu Necip yerine G.İnler de olabilirdi…
    Çünkü, ikinci yarıyla birlikte, varıyla yoğuyla, konu komşu hep beraber, maaile kalemize yüklenen Lyon’u korkutacak, bu korkuyla durduracak, çok daha dikkatli olmaya yöneltecek ve 10 kişiyle birlikte üzerimize çullanmasını engelleyebilecek olan oyuncunun “kesici” özellikten çok topu ilerideki oyunculara “tehlikeli biçimde” aktararak rakibi “delebilecek” özelliklere sahip olması gerekmekteydi…
    Öyle ya, Q7 olsaydı topu karşı sahaya taşıyacaktı değil mi?…
    Fakat madem Q7 sakat, o halde bu görevi öndeki vurucu timle buluşturma işini pas yoluyla yapabilecek bir orta saha oyuncusuna ihtiyaç vardı…
    Bu düşünceyi nasıl uygulardık?
    Geride herkes yerli yerinde,
    Ön-liberoda Atiba tek,
    Atibanın önünde sağda ya da solda Talisca ve Babel,
    Ortalarında G.İnler ve Oğuzhan
    Önde tek kişi Cenk…
    G.İnler güçlü fiziğiyle aynı zamanda orta sahada baskı da yapabilirdi ve Oğuzhan’la birlikte üzerimize yüklenmiş rakibin defans arkasındaki geniş alanına öldürücü paslar atabilirlerdi…
    Bu paslara önde Cenk’le birlikte iki kanattan Talisca’yla Babel de destek verebildiği taktirde bırakın beraberlik golünü yemeyi, üstüne bir ya da daha fazla gol daha atabilir ve turu cebimize koymuş bir şekilde ülkemize dönebilirdik…
    Bu söylenileni Necip de yapabilirdi şüphesiz, çünkü geçmişte yapmışlığı vardı…
    Çünkü Necip, Beşiktaş’ın şu anda ulaşmış olduğu üst kategorideki kalite düzeyinde -ne yazık ki- “yeterince” iyi duramıyor olsa da aslında çok iyi bir orta saha oyuncusu… Bunu biliyoruz…
    Fakat, ya kendisine verilen görev gereği veya maçın üst düzey zorluğu nedeniyle Necip kestiği topları ilerideki arkadaşlarına yönlendirme işini yeterince iyi yapamadı… Bu maçta o delici paslar atamadı…
    Sonrasında, üstüne üstlük, Oğuzhan çıkıp yerine -bu sene bir türlü beklenilen düzeye erişemeyen- Tolgay girdiğinde…
    Ve de Tolgay ne yazık ki ya oyunun ciddiyetini kafasında tam olarak oluşturamadığından
    Veya kendisine -nedense artık?- fazlaca güveniyor olmasından
    Ya da fiziksel ve mental açıdan çok gerilemiş olduğundan -bana göre ve bu maç bağlamında- “skandal” bir oyun (!) ortaya koyunca beraberlik golü geliverdi…
    Sonrasındaki 2. gol hakkında bir şey söylemeye -bence- gerek yok… Bir anlık, tek bir anlık akıl ve beden tutulması yaşadı Fabri ve rakip bunu affetmedi…
    Bunları zaten hepimiz gördük, hepimiz şahit olduk…
    Peki buradaki maçta ne olur?
    Marcello’nun yokluğunda, bence, hoca Atınç macerasına girmez… Defansta Gökhan- Mitroviç, Tosic ve Adri oynar…
    Önde kaçınılmaz biçimde ve en azından başlangıçta Atiba ve Oğuzhan olacaktır…
    Orta üçlüde Ricardo – Talisca ve Babel olur muhtemelen,
    En önde de Cenk…
    Seyirci stadı dolduracaktır,
    Destek akıl almayacak bir biçimde olacaktır,
    Takımımız daha dikkatli, hızlı, baskılı ama sakin oynayacak ve bulduğu fırsatları tur için kendisine yetecek bir skora dönüştürecektir….
    Ve nihayetinde -yine bence- turu geçen tarafın forma rengi Siyah ve Beyaz olacaktır…
    Buna gerçekten inanıyorum…
    Sevgilerimle…