Transfer Sezonu Karmaşası

0
1483

Transfer sezonunun sonuna yaklaşılırken medya, eski-yeni yöneticiler, taraftarlar vs. vs. sürekli bir kargaşa halinde kim geldi, kim gidiyor diye akıllarına geleni, komşudan duyduğunu, kendi uydurup sonra aynı dedikoduyu duyduğunda kendisinin de inandığı bir ortamda yaşayıp gidiyoruz maşallah.

Bunlara kafayı takmayı çoktan bıraktım da, hiçbir sorumluluğu ve hesap verme zorunluluğu bulunmayan birçok kişinin işin sadece bir yanından bakarak, diğer taraflarına görmeden, bilmeden ya da görmek istemeden sadece eleştirmek için eleştirdiği transfer ve olası transfer yorumlarına alışamadım gitti. Arkadaş biraz empati yapmak lazım, bu taraftar ucuz adam alınca “yıldız isteriz” diye bağıranlara yaranamıyor, yıldız almaya kalktığında “bu paralar nasıl ödeniyor, Beşiktaş’ın parasına yazık değil mi?” serzenişlerine maruz kalıyor.

Bu yönetim birkaç senedir ödediği bonservis bedelinden daha fazla bonservis bedeli kazanmış. Olmayan stadı sebebi ile deplasmanlarda şampiyon olmuş, yetmemiş stadını Avrupa’nın en iyi statlarından biri olarak tamamlamış, bu yetmezmiş gibi marka algısını eskiye nazaran çok yükseklere çıkarıp dünya çapında bir şirketle sponsorluk anlaşması yapmış. Türkiye’nin en büyük sponsorluk gelirlerine kavuşmuş. Bunun yanına birçok şey daha yazabilirim ama tüm Beşiktaşlıların ve hatta tüm Türkiye’nin bildiği şeyleri yazarak lafı uzatmak istemiyorum. Ama gel gör ki bu yönetim kimseye yaranamamış.

Bu duruma sadece üzülüyorum, elimden bir şey gelmemesi beni çok rahatsız ediyor. Haykırmak istiyorum; “Arkadaşım bu kadar sürede daha ne kadar başarı istiyorsun? Sen kendi hayatında hangi başarıları elde ettin de kendinde bu kadar eleştiri yapmayı hak görüyorsun?” demek istiyorum.

Takımdan gidenler, kalanlar ya da yeni gelen ve geleceklerle ilgili birçok şey konuşulabilir. Kısa özet yapmak gerekirse, gidenler kendileri isteyip gittiler. Kalanlar canımızdır, başımızın tacıdır. Beğendiklerimiz olabilir, beğenmediklerimizde. Ama üzerinde Beşiktaş forması olan tüm sporcular sevgi ve saygıyı hak ediyor. Kimin ne kadar katkı verdiği ile ilgili kendi fikirlerimiz olabilir. Ama katkının karşılığını hoca ve yönetim mutlaka verecektir.

Transfer dediğin şey; önce bilgi, sonra mali güç ve sonrasında bizim kontrolümüzde olmayan birçok değişkene göre takıma katkı ya da boşuna ödenen ücretler haline gelebiliyor. Biz Türkiye’de yaşadığımız ve Beşiktaş’a aşık olduğumuz için kendimizi transfer olunabilecek çok iyi bir kulüp olarak görebiliriz. Ama dışarıdan baktığımızda kazın ayağının hiç de öyle olmadığını görebiliriz. Kendinizi Türkiye ile ilgili hiçbir fikri olmayan bir futbolcunun yerine koyun. Her ay bu ülkenin bir yerinde patlamalar oluyor, her gün şehitler veriyoruz. Daha 40 gün önce bu ülkede darbe yapmaya çalışan insanlar oldu ve 241 kardeşimiz şehit oldu.

Bu ülkenin içinde yaşarken bile hazmedemediğimiz, zaman zaman bizi karamsarlığa iten bu tabloyu dışarıdan bakan bir adam çekici bulur mu? Şimdi bunlar avrupada da oluyor diyenleri duyar gibiyim. Kardeşim o dediğiniz yılda bir kere oluyor. Ama maalesef ülkemizde durum bu değil. Bunları yazarken ülkemin geleceğinden umudunu kesmiş bir adam olarak görmeyin beni. Aksine ben bu ülkede doğdum ve Cenab-ı Allah izin verirse yine son nefesimi bu ülkede vereceğim. Vatanımın şu badireleri atlattıktan sonra ise hızla ve durdurulamaz bir şekilde ilerleyeceğine inananlardanım. Ama bendeki algı ile dışarıdaki adamın algısı aynı olmayacaktır bunu anlatmak derdim. Bu örneğin dışında kültür farkları, takım arkadaşları ile uyumu, henüz sezonun başında yaşayabileceği birkaç talihsizlik vs. derken transferin yapılabilmesi ve başarılı bir transfer olması yukarıda da bahsettiğim gibi birçok etkene dayanıyor.

Diyeceğim odur ki; biz bir yönetim ve başkan seçtik, ona güvenip tüm bu şartlara göre en iyi transferleri yapmasını beklemek ve bir taraftar olarak maddi ve/veya manevi tüm desteğimizi vermek bizim asıl işimizdir. Eleştiri hakkımız var mıdır, elbette vardır. Ama eleştiri dediğimiz şeyi hakaretle ya da aşağılama ile karıştırmamamız gerekiyor.

Kalın sağlıcakla…