Nietzsche

Sayfalar: 1 2 3Sonraki sayfa

“Yoldaşlar arar yaratıcı ve hasat arkadaşları: Çünkü ona göre herşey olgun hasat için. Ama yüz orağı yok onun: Bu yüzden yolar başakları öfkeli öfkeli. Yoldaşlar arar yaratıcı, oraklarını bilemesini bilen yoldaşlar. Yıkıcılar denecek onlara, iyi ile kötüyü hor görenler denecek. Hasatçılar ve şenlik edenler onlar halbuki. Kendi gibi yaratıcılar arıyor Zerdüşt, hasat arkadaşları ve şenlik arkadaşları arıyor: Sürülerle, çobanlarla, cesetlerle işi ne Zerdüştün! Ve sen benim ilk yoldaşım, hoşçakal! Ağacının kovuğuna güzelce gömdüm seni, güzelce sakladım seni kurtlardan. Ama veda ediyorum şimdi sana, zira vakit erişti. Bir seherle öbür seher arası yeni bir gerçek ayan oldu bana. “
Nietzsche

“Zavallı İnsanlık! – Beyindeki kanın bir damla fazla ya da az olması, yaşamımızı tarif edilemeyecek kadar perişan ve zor hale sokabilir. Öyle ki, Prometheus`un akbabadan çektiği acıdan daha fazlasını bu bir damla kandan çekeriz. Ama insan nedenin damla olduğunu bile bilmeyip, “şeytan!” ya da “günah!” diye düşünürse, en korkunç durum işte o zaman ortaya çıkar.” 
Nietzsche

“Bugüne değin iyi ve kötü üzerine en berbat düşünceler ortaya kondu. Bu, her zaman çok tehlikeli bir şey oldu. Vicdan, iyi bir şöhret, cehennem; durumuna göre polisin bizzat kendisi önyargısızlığa izin vermiyordu ve vermiyor. İşte günümüz ahlakı üzerine, her otorite karşısında alınan tavırda olduğu gibi, düşünmemek, pek de konuşmamak gerekiyor. Burada itaat edilir! Dünya var olduğundan bu yana hiçbir otorite kendisinin eleştiri konusu yapılmasına istekli görünmemiştir. Hele ahlakı eleştirmek, ahlakı bir sorun, sorunlu bir şey olarak ele almak: Nasıl olur? Bu ahlak dışı değil miydi -şimdi değil mi?- Ama ahlak, kendisinden eleştiren elleri ve işkence aletlerini uzak tutmak için sadece her türlü korku aracına hükmetmekle kalmaz: Onun güvencesi, kullanmasını çok iyi bildiği bir tür göz boyama sanatında yatar, -nasıl “coşturacağını” bilir. Sık sık, tek bir bakışla eleştirici iradeyi felç etmeyi, hatta kendi tarafına çekmeyi başarır. Onun kendine karşı tavır almasını başardığı durumlar da var: Bunun sonucunda irade, tıpkı bir akrep gibi kendini sokar. Ahlak, ta başlangıçtan veri ikna etme sanatındaki bütün şeytanlıkları bilir. Bugün bile onun yardımına başvurmayan hiçbir konuşmacı yoktur.”
Nietzsche

“Biz hâlâ yanlış dediğimiz yargılardan artık inanmadığımız öğretilerden sonuçlar sonuçlar çıkarıyoruz…. duygularımızla”
Nietzche

Yokluk büyük varlıktır azizim, yeter ki fark edebilesin.

Acıların bölüşülmesi değil, sevinçlerin bölüşülmesidir dostluğu yaratan.

Kişi, ışıgını karartmayı bilmelidir,böceklerden ve hayvanlardan kurtulmak için.

Kimine göre yalnızlık,hasta kişinin kaçışıdır; kimine göre de, hasta kişilerden kaçıştır.

Fatihler şansa inanmaz.

En iyisi, sevinmeyi öğrenelim; böylece başkalarına acı vermeyi ve acıları düşünmeyi unuturuz.

Fırtınayı getiren en derin ve yumuşak sözlerdir.

Bir dost kimdir? Öteki bendir.

Hayat; kendisini alt edenindir.

Başarının sonu yalnızlıktır.

Az bilen ve az düşünen çok konuşur.

Sevgi, insanın şeyleri en olmadıkları gibi gördüğü durumdur.

Sezmekte. ve susmakta. Usta olmaktır dost.

Körleri de görür kılacak harflerim vardır benim.

Bir şeyde ilk olmak isteyene iyi denir.Ama bir başkasından önde olmak istemeyene de iyi denir.

Yaşarken yaşayın! insan yaşamını tamamlayıp öldüğü zaman, ölüm taşıdığı dehşeti yitirir. insan doğru zamanda yaşamazsa, asla doğru zamanda ölemez!

Gür irmaklar kendileriyle birlikte bir çok çakil ve çali çirpiyi da sürükler; güçlü ruhlar da bir çok aptal ve mankafayi.

Yanlızlığına kaç dostum:görüyorumki her yanını ağılı sinekler sokmuş.sert sağlam bir havanın estiği yere kaç!yalnızlığına kaç.

İflah olmazlara hekim olunmaz !

En bağışlanamaz yanın bu işte; gücün var ve hükmetmek istemiyorsun.

Her alışkanlık elimizi daha becerikli, aklımızı ise daha beceriksiz hale sokar.

Siz hepiniz, delicesine çalışmayı ve hızlı, yeni, yabancı olanı sevenler -kendinize katlanamıyorsunuz! Sizin çalışkanlığınız bir kaçıştır ve kendi
kendini unutma istemidir.

Utançla, bağlılıklarının eğri bakan gözlerini görmektense, bir utanmazı görmeyi yeğlerim !

Yığından olan beleş yaşamak ister. Tat veremediğin yerde tat almak istememelisin…

Karşına çıkabilecek en kötü düşman, her zaman sen kendin olacaksın; sen kendin pusuda bekleyeceksin kendini.

Ahlak, ta başlangıçtan beri ikna etme sanatındaki bütün şeytanlıkları bilir. Bugün bile onun yardımına başvurmayan hiçbir konuşmacı yoktur.

Bir şey’den hoşlanmaktan söz edilir, aslında doğrusu; bu şey aracılığıyla kendinden hoşlanmaktır.

Birçok şeyi yarım yamalak bilmektense, hiç bilmemek daha iyidir! Başkalarının düşünceleriyle bilgelik etmektense, kendi hesabına delilik etmek daha
iyidir !

Dünyanın en yüce tahtına da çıksanız, oturacağınız yer, kendi kıçınızın üstüdür.

Tanrılar yalnızca korku yüzünden icat edilmiş değildir: Kudret duygusu düşsel hâle geldiği zaman, varlıklar yaratarak rahatlıyordu.

En yüce dağlar en derin denizlerden çıkmıştır; en derin acılardan doğar, en derin sevinçler.

Unutun kederden oflayıp puflamayı ve tüm ayaktakımı üzüntülerini! Dağ mağralarından kopan rüzgara benzeyin; kendi çalıp kendi oynamak ister o, ayaklarının altında denizler titrer. Gülmeyi kutsadım ben; siz daha yüce insanlar, öğrenin gülmeyi!

İnsan dilediği kadar bilgisiyle şişinip dursun, dilediği kadar nesnel görülsün, boşuna! Sonunda her zaman ancak kendi yaşam öyküsünü elde edecektir.

Durur ve dikkat kesilir: Nedir yanıltan onu ? Nedir kulaklarından hiç gitmeyen bu uğultu ? Bir vakitler o zincirlere vurulmuş insanın iç dünyası.

Şimdi hep zincir şakırtılarıyla dolu !

Biz, başkalarının bize söylediği sözde özelliklerimizi devamlı düzenleyen, örten ya da ortaya çıkaran vitrinler gibiyiz. kendimizi kandırmak için.

Varacağım ereğime, ben kendi yolumu yürüyorum; duraklayanların ve geride kalanların üzerinden atlayacağım. Benim ilerleyişim, onların batışı olsun böylece!

Sadece binlerce yılın aklı değil, çılgınlığı da patlak verdi üstümüzde. Tehlikelidir mirasçı olmak.

Kuvvetinizi aşacak kadar erdemli olmayın ! Ve olasılığın dışında şeyler istemeyin!

İnsan yığınlarının davranış biçimlerini önceden kestirmek için, onların güç bir durumdan kendilerini kurtarmak için hiçbir zaman çok önemli bir çaba göstermediklerini kabul etmek gerekir.

Aşık seven kişi değildir, sevdiği kişinin mutlak sahibi olmaya çalışandır.

Yaşamı anlamaya başladığın andır durabilmek ayak üstünde.Sorun bu zaten, başkasıyla olmak, başkasının olmak değil.Kendi başına başkasıyla , başkasıyla kendin olmak.

Pek çok şeyi azar azar bilmektense bir şeyi tam olarak bilmek daha iyidir.

İnsan sıkı tutmalı yüreğini; çünkü gitmesine izin verirse, çok geçmeden aklı da gider peşinden.

İnsanlar ışığın çevresinde toplaşırlar daha iyi görmek için değil daha iyi parıldamak için.

En derin yaralarla başlar en derin gülücükler.En yüksek uçurumlardan düşerken öğrenirsin uçmayı. En derin denizlerde boğula boğula becerirsin tek bir nefesle yaşamayı.

Ortak olabilenin değeri daima azdır. Büyük şeyler, büyük için kalacak; uçurumlar, derin olanlar için; incelikler ve ürpermeler incelmişler için; kısaca, tüm, pek az bulunanlar, pek az bulunanlar için.

Bu adam bu davanın çürük olduğunu görüyor ama inat olsun diye vazgeçmiyor ondan; fakat sadakat adını veriyor bu hale.

Söz dinleyen, kendini duymaz !

Aşkınla git yalnızlığına ve yaratışınla git, kardeşim; adalet, ancak çok sonra aksayarak gelecektir ardından.

Severim gözü pekleri; ama yeterli değildir kılıç ustası olmak darbeyi kime vuracağını da bilmeli!

Deha sahibi insan, en azından iki şeye daha sahip değilse, hiç çekilmez. Dünyayla barışık olmak, saflık…

Kendimiz hakkında çok konuşmak, kendini gizlemenin bir yolu da olabilir.

Yasaklanmış olana erişmektir amacımız. Felsefem bu parolayla birgün üstün gelecek; çünkü şimdiye dek, kural olarak, yalnız doğruları yasakladılar!

Yaşamın kıyısına yaklaşanlar onu daha iyi tanırlar.

Yalvarırım kardeşlerim, dünyaya bağlı kalın; size “dünyadakinden daha üstün umutlardan” söz edenlere inanmayın! Bilerek ya da bilmeyerek, sizi zehirliyorlar onlar.

Yaşamak İçin Bir “Neden”i Olan, Her Türlü “Nasıl”a Dayanabilir.

Benim sevdiğim insan,ruhu kendini harcayan, teşekkür beklemeyen ve geri vermeyendir: çünkü o,hep armağan eder ve kendini esirgemek istemez.

İnsan, aşağı gördüğü sürece değil, yalnızca eşit ya da yüksek gördüğünde nefret eder.

Aslında biz tüm kalbimizle sadece bir tek şeyle ilgileniyoruz “eve bir şeyler götürmekle”. Bunun dışında hayatla, yaşananlarla” ilgili olanlar
hangimiz bunlar için yeterince ciddiyete sahibiz? Ya da zamana? Bu tür şeylerle korkarım ki hiçbir zaman tam olarak “ilgilenmedik”: Yüreğimiz orada değil işte-hatta kulağımız bile!

Eylem ve vicdan genellikle uyuşmazlar. Eylem, ağaçtan ham meyveleri toplamak isterken, vicdan onları gereğinden çok olgunlaşmaya bırakır, taa ki yere dökülüp ezilinceye kadar.

İyi olduğun için herkesin sana adil davranacağını beklemek; Vejeteryan olduğun için, Boğanın saldırmayacağını düşünmeye benzer.

Telaş evrensel, çünkü herkes kendinden kaçma halinde.

Korkarak yaşarsan, Yalnızca hayatı seyredersin.

Eğer hizmetkâr olacaksan, senin hizmetinden en iyi faydalanacak olanı bul!

İyi nedir ?’ diye soruyorsunuz. Cesur olmak iyidir ! Bırakın küçük kızlar, ‘Aynı zamanda hem güzel, hem de dokunaklı olmak iyidir,’ desinler.

Acı çeken birisi için, gözlerini kendi acısından başka bir yere çevirebilmek baş döndürücü bir mutluluk olmalı.

İnsanlığı düzeltmek, herhalde benim vadedeceğim en sonuncu iş olurdu. Yeni putlar dikmiyorum ben; Putları devirmek zanaatım asıl bu benim.

Öyle bir hayat yaşadım ki, son yolculukları erken tanıdım. Öyle çok değerliymiş ki zaman, Hep acele etmem bundandı , Anladım. İnsan, bir an önce kargaşasını, kendine anlam veren bir düzene çevirmezse, yıldız doğurtamazsa karanlığına, yok olacaktır.

Seni övdükleri sürece, kendi yolunda gittiğini sanma sakın; başkasının yolunda gidiyorsun.

Kıyamete kadar olmak, düşünmek, yaşamak tut beni sımsıkı kollarında verecek başka mutluluğun yoksa, acılarını ver bana…

İnsan en cesur hayvandır; cesaretiyle yenmiştir her hayvanı zafer çığlıklarıyla yenmiştir her acıyı; ama insanın acısı en derin acıdır.

İnsanların çoğunda entelektüel vicdan eksiktir.

Ceza insanı eğitmez, sadece evcilleştirir.
Bir de bedel ödensin istiyorsunuz, siz erdemliler! Erdem için ödül, yeryüzü için cennet ve bugününüz için sonsuzluk mu istiyorsunuz ? Ve ne bedel, ne de veznedar var diye öğrettiğim için mi öfkeleniyorsunuz bana şimdi de ?

Derin olduğunu bilen kimse kolay anlaşılır olmaya calışır, kalabalıkta derin görünmekten hoşlanan kimse ise anlasılmaz olmaya calışır. Kalabalık dibini göremediği herseyi derin sanır cünkü.!

Güçlü bir rüzgârdır Zerdüşt; ve şunu öğütler düşmanlarına: Sakın ha tükürmeyin, rüzgâra karşı !

Yaratıcının Yolu Üstüne Yalnızlığa çekilmek mi istersin kardeşim? Kendine varan yolu aramak mı istersin? Biraz dur da beni dinle. “Arayan, kolay yiter. Her türlü yalnızlık suçtur.” Böyle der sürü. Ve sen sürüdendin uzun bir süre. Sürünün sesi daha sende çınlayacak. Ve sen desen: “ Artık sizinle ortak.

Bazı insanlar kendi güneş sistemlerinde yaşarlar; onları orada ziyaret etmek gerekir.

Kendi ateşinle yakmaya hazır olmalısın kendini; önce kül olmadan nasıl yeni olabilirsin ki! Sevginle git yalnızlığına, kardeşim, yaratmanla git, doğruluk ancak daha sonra topallar ardın sıra senin. Benim gözyaşlarımla git yalnızlığına, kardeşim. Kendinden öte yaratmak isteyeni severim ben, ve böylece yok olanı.

Herkesin kötü deneyim geçirmiş olduğu kimselerle deneyimlerim bile, bu kimselerden yanadır; ben her ayıyı evcilleştiririm, doğru yola getiririm soytarıları.

Yapraklar sararıyorsa bunda şikayet edecek ne var. Bırak düşsünler ve gitsinler. Hatta onların altına sert bir rüzgar üfle. Üfle de bütün sararmış ve solmuşlar senden daha çabuk uzaklaşsınlar.

Bir kişi kendi ruhsal kurtuluşunu ciddi bir amaç haline getirdiğinde bile, onun tutkuları ve arzularıda gizlice bundan kendileri için bir avantaj elde etmeyi umar.

Doğru olmak az kimsenin elinden gelir bu! Elinden gelen, olmak istemez! Ama bu, iyilerin, başkalarına göre, daha az elinden gelir! Ah bu iyiler!

İnsanlar doğruyu söylemezler hiçbir zaman; bu türlü iyi olmak, ruhun bir hastalığıdır.

Mutluluk hedef değildir.Tersine kudret duygusu hedeftir. İnsanın ve insanlığın içinde müthiş bir güç kendini deşarj etmek , yaratmak istemektedir.O, hiçbir zaman mutluluk hedefi olmayan patlamaların kesintisiz zinciridir.

Kendi alevlerinizde yanmaya hazır olmalısınız, önce kül olmadan kendinizi nasıl yenileyebilirsiniz.

Ah, şu sözümü anlayabilseniz: ” Her zaman istediğinizi yapın ama önce isteyebilen birileri olun! Her zaman, komşunuzu da kendiniz gibi sevin ama önce, kendini seven birileri olun.”

Vicdanlı ve dürüst olmak, hesaplı olmaktan iyidir. Hesap insanı makam sahibi yapar da, vicdan daha önemli bir işe yarar, insanı insan yapar.

Dostun biri sana kötülük ederse, şöyle de: Bana ettiğini sana bağışlıyorum; ama kendine ettiğini, onu nasıl bağışlarım?

İki temel sorunu var insanlığın. Adaletsizlik ve anlamsızlık. Birine karşı hukuk’u bulduk, diğerine karşı sanatı. Ama insanlar hukuk’a ulaşamadı. Ve sanat insanlara.

Sonraki işim düşünmek oldu. Kendimi onsuz düşünmek. Anlatabiliyor muyum..?

Nerededir güzellik ? Tüm istemimle istemek zorunda olduğum yerdedir; sevmek ve yok olmak istediğim yerdedir, sadece bir imge olarak kalmasın diye.

Bir şey bizim için saydamlaşmışsa, bize artık direnemeyeceğini sanırız ve sonra içine doğru bakıp gördüğümüz şeyin içinden geçemediğimiz için şaşırırız! Bu bir sineğin her cam pencerenin önünde düştüğü ahmaklık ve şaşkınlığın tıpkısıdır.

Oysa günün birinde yalnızlık yoracak seni, Günün birinde gururun iki büklüm olacak ve cesaretin kırılacak. Yalnızım” diye haykıracaksın günün birinde. Kendi ululuğun bile bir hayalet gibi korkutacak seni. Her şey sahte ! diye bağıracaksın günün birinde… Yalnız kişiyi öldürmeye çalışan duygular vardır; Öldürmeyi başaramazlarsa eğer, Onların ölmesi gerekir. Peki, gücün yetiyor mu buna? Katil olmaya?

Artık bana verecek mutluluğun kalmadı mı, ne çıkar! Acıların var daha.

Güzeldir karşılıklı susmak Daha güzeli de gülüşmek.

Dünya dediğiniz şeyi, önce siz yaratmalısınız; bizzat sizin aklınız, sizin imgeniz, sizin sevginizde şekil bulmalı o !

Anarşi çağına giriyoruz: fakat bu çağ aynı zamanda en akıllı ve en özgür bireyliklerin çağıdır. Düşüncenin görülmedik gürbüzlüğü gittikçe artmaktadır. O zamana dek töre ve ilk ahlâkın önlediği, dehanın çağıdır bu.

Her zaman ilk olmak, diğerlerinin önüne geçmek istiyorsun; kimse sevmeyecek senin kıskanç gönlünü, dostundan başka !

Kimin az mülkü varsa, o daha az başkalarının malı olur; şan olsun küçük yoksulluğa!

Bir insan, kirli düşüncelere sahip olduğu için utanmaz. Bir başkasının, o kirli düşüncesini bilme ihtimali utandırır.

Çoğu insan art niyetli olamayacak kadar kendisiyle meşguldür.

Yiğitlik; en büyük korkunun ve en büyük ümidinin üstüne üstüne gitmektir..

Ey insan ! Kulak ver ! Derin geceyarısı ne söyler ? ‘ Uyudum, uyudum, uyandım derin rüyalardan: Derindir dünya. Daha derindir gündüzün düşündüğünden.