Kayserili Fıkraları

Paranın Faizi

Kayserili bir iş adamı tatilini geçirmek üzere bir köye gider. Burada
cüzdanını düşürür. İçerisinde yüz milyon lira vardır. Bir zaman sonra cüzdanı bulan bir köylü Kayseriliye mektup yazar ve cüzdanını gelip almasını söyler. Kayserili gelir ve cüzdanı alır. İçini açıp parayı sayar ve alnını kırıştırır. Bunu gören köylü:
-Ne o? Yüz milyondan fazla mı para vardı? diye sorar.
Kayserili:
– Bu para iki aydır bende değil, bunun faizini kim verecek?

Cimri mi Cimri

Kayserili cimri bir baba çocuğunu azarlıyordu:
“Ne koşuyorsun öyle? Ayakkabıların eskiyecek..”
“Peki” dedik çocuk, “oturayım madem öyle..”
“Sakın haa sakın! O zaman da pantolonun eskir.”

Bu Seferki Ciddi

Çölde petrol arayan şirketin sahibine şantiye şefinden susuzluktan yakınan mektuplar geliyordu.

Kayserili patron sekretere:
“Şikayet etmek için ne lazımsa yapıyorlar. Ama ben bir türlü inanamıyorum.”

Sekreter:
“Bu seferki ciddi sanırım. Çünkü zarfın üstündeki pulu toplu iğneyle tutturmuşlar.”

Ona da Sıra Gelir

Kayserili fıkraları”Buyur bey, beraber yiyelim.. Buyur bak, sucuk var, pastırma var, sarma var, kızartma var, börek var..”

“Teşekkür ederim. Bende ülser var..”

“Olsun canım, ona da sıra gelir, sonra yeriz.”

Borcun Doğum Günü

Kayserili, terziye elbise diktirmişti. Ama parasını bir türlü ödemiyordu. Aradan tam bir yıl geçince, terzi faturayı bir kez daha yolladı. Altına da şu notu ekledi:

“Borcunuz bugün tam bir yaşına bastı.”

Pişkin Kayserili de da terziye şu mektubu gönderdi:

“Alacağınızın doğum gününü canı gönülden kutlarım…”

Kayserilinin Bayramı

Kayserilinin biri mide rahatsızlığından dolayı doktora gider. Doktor muayene eder ve:

– Yarın bir daha gelmeniz gerekecek, yapılan testlerden sonra hastalığınıza teşhis koyabileceğim.
Ama aç karnına gelin lütfen, der.

Kayserili bayram eder içinden şöyle der;
“İyi iyi kahvaltıyı da beleşe getirdik.”

Kürdan

Kayseri de et lokantasında yemek yiyen vatandaş masada kürdan göremeyince hesap öderken patrona sitem eder.
– Kardeşim burası et lokantası neden masalarda kürdan bırakmıyorsunuz?
Patron pişkince:
– Vallahi bırakıyoruz ama dişini temizleyen atıyor, kimse yerine bırakmıyor ki…

Kuru Ekmek

Kayserili çok cimri olan bir köylü yemek zamanı reçeli sofraya kapağı kapalı olarak getirir, çocuklarda ekmeklerini reçelin kavanozuna süre süre yermiş.
Daha sonra adam kavanozu alır ve dolaba kilitlermiş.

Köylü birgün tarlada çalışırken, reçelin dolapta kilitli kaldığı aklına gelmiş ve çocukları katıksız kalmasın diye öğle yemeği sırasında eve geri dönmüş. Bir de ne görsün… Çocuklar ekmeklerini dolaba sürüp öyle yiyorlar. Dayanamayarak söylenmiş:
-Yahu birgün de kuru ekmek yiyemez misiniz?

Ticaret Matematiği

Emekli öğretmen yolda giderken, yanına son model bir araba durmuş.
Içinden çıkan bir genç:
– Hocam sizi gideceğiniz yere kadar götüreyim.
Öğretmen genci tanımamış.
Genç:
-Benim hocam Hacı Bekir, tanımadınız mı? Kayseri Lisesi’nden.
– Öğretmen biraz hafızasını yoklayınca genci tanımış.
– Oğlum Hacı Bekir seni tanıdım ama bu ne zenginlik, sen fakir bir öğrenciydin.
Hacı Bekir anlatır:
– Öyleydim hocam ama, okuldan sonra ticarete başladım. Kısa zamanda biraz para kazandık.
Bunu duyan öğretmen iyice şaşırır:
– Oğlum ticaret hesap işidir. Ben seni matematikten sınıfta bırakmamış mıydım? Sen nasıl ticaret yapıyorsun?

– Valla hocam matematik falan bilmem. 1’e alıp 4’e satıyorum. Aradaki 3’le de geçinip gidiyoruz…

İnsaflı Patron

Kayserili patron, memnun bir halde karşısındaki gence döndü:

-Siz iyi bir tahsil yapamadınız ama, sebat ve azim içinde çalışmanız şu kısa zamanda bana ümit verdi.Buraya bekçi olarak girdiniz , az bir zaman içinde nöbetçi amirliğine çıktınız.Başarınız devam ettiği için şimdi sizi fabrika müdürü yapıyorum.

-Teşekkür ederim babacığım.

Sıkıntı

Kayserili kasabın biri çok zengindir. Bir gün iş dükkana karısı ziyarete gelir. Bu arada adam müşteriyle ilgilenir ve müşteriyi gönderir. Kadın kocasına sorar:
-Bu ihtiyar adama neden bu kadar çok saygı gösterdin? Beş yüz gramda fazladan verdin üstelik.

-Sen anlamazsın! Bu zat benim lisede öğretmenimdi. Beni iki yıl üst üste sınıfta bıraktı, belge aldım, kasap oldum. Eğer sınıfı geçirseydi, o hevesle profesör falan olurdum, çok sıkıntı çekerdik!

Bozuk Para

Kayserilinin biri başka bir Kayserilinin dükkanına girer:
-Şu parayı bozar mısın?
-Hayır.
-Neden?
-Bozarsam tamir parasını istersin de ondan.

Kayserinin İlçesi

Öğretmen derste paranın icadından bahseder. Parayı Lidyalıların bulduğunu söyler. Kayserili Mehmet’e Lidyanın nerede kurulduğunu sorar. Mehmet biraz düşünür sonra şöyle cevap verir.
-Lidya Kayserinin bir ilçesi olması lazım öğretmenim.

Fal Bakan Makine

Kayserili ve Temel zengin olmak için Amerika’ya gitmişler. 5 yıl sonra bulundukları yerde buluşmaları için kararlaştırmışlar. 5 yıl geçmiş ve Temel buluşacakları yere gelmiş, az sonra Kayserili de Limuzin ve de smokinle gelmiş. Temel şaşırmış hemen sormuş; Sen nasıl zengin oldun demiş. Kayserili bir tane makine ürettim, 5 dolar veriyorsun, elini koyuyorsun falına bakıyor, demiş. Temel de, o zaman seninle 1 yıl sonra tekrar buluşalım, demiş. 1 yıl geçmiş yine Kayserili aynı şekilde Limuzin ve smokinle gelmiş. Temel ise buluşmaya helikopterle gelmiş. Kayserili şaşırmış; peki sen nasıl zengin oldun bu kadar kısa sürede, demiş. Temel de demiş ki; Ben senin makineyi biraz değiştirdim. Elini koyuyorsun,5 dolar veriyorsun falına bakıyor. Elini geri alabilmek için ise 10 dolar veriyorsun, demiş..

Çalgı Çengi

Kayserili zengin, ölüm döşeğindeymiş. “Vasiyetim var.” diyerek oğullarını kızlarını başına topladıktan sonra öğüt vermiş:
– Evlatlarım, size son sözüm:
-Devlet çalgı, siz çengi… Ayak uydurmaya bakın!

Hemeroid

Kayserilinin birisi İstanbul’a gitmek üzere trene binmiş. Tren kalktıktan sonra yanındaki çantadan pastırma çıkarmış. Tam yiyecekken karşısındaki adam dikkatini çekmiş ve ona uzatarak:
-Hemşerim yer misin? Karşısındaki adam:
-Sağolasın benim hemeroidim var. Kayserili:
-Olsun, önce bunu ye sonra onu da yersin.

Kayserili ve Terzi

Kayserili baba oğlu Ali’ye hayat dersi veriyormuş: “Oğlum senden ne kadar isterlerse istesinler yarısından fazla verme.”
Ali birgün terziye takım elbise diktirmiş.
Kayseri’li Ali sormuş:

-Borcum nedir?
Terzi:
-6 milyon.
-Mümkün değil 3 milyon.
-Kurtarmaz 4 milyon demiş.
-Mümkün değil 2 milyondan fazla vermem.
-Lanet olsun tamam.
Bu sefer Kayseri`li 1 milyondan fazla vermem demiş.
Terzi sinirlenmiş:
-Para falan istemiyorum al elbiseni defol! demiş.
Kayseri`li:
-Bir takım elbise daha dikmezsen şurdan şuraya gitmem…

Alacaklı mıyım Verecekli mi?

Kayserili birisine sormuşlar iki kere iki kaç eder diye
o da:
-Alacaklı mıyım verecekli mi? demiş.

Eşeği Boyayıp Satmak

Adamın biri Kayseri meydanında ayakkabı boyatıyormuş. Ayakkabısını boyayan çocukla dalga geçmek istemiş.
-Kayserililer eşeği boyayıp satarlarmış öyle mi?
Çocukta öyle demiş yarı hiddetli bir şekilde. Adam daha dalgalı bir şekilde nasıl yapıyorsunuz deyince boyacı çocuk elindeki fırçayı daha hızlı ayakkabıya sürterek:
-İşte böyle efendim, demiş.

Kağıt mı Demir mi?

Kayserili küçük çocuk babasından para ister. Babası cebinden bir madeni bir de kağıt para çıkarır. Kağıt para daha değerli olduğu için onu vermek istemez ve şöyle der:
-Bak bu sadece kağıt, asıl para bu demir olan, kağıt bir işine yaramaz.
Çocuk:
-Tamam baba o zaman parayı kağıda sar öyle ver bana. :)

Giriş Bedava

Iki Kayserili kasabada bir tiyatro açmışlar fakat Kayserililer malum çok cimri, kimse para vermek istemediğinden her gün sıfır çekiyorlarmış. Bakmışlar olacak gibi değil, düşünmüşler ne yapalım ne edelim diye. En sonunda birinin aklına bir fikir gelmiş.Ertesi gün her tarafa ilanlar asılıyor.
“Cumartesi günü tiyatromuza giriş bedavadır.”
Kasaba halkı bedavayı bulmuş kaçırır mı. Cumartesi günü tiyatro ful çekmiş, bizimkiler mükemmel bir oyun sergiliyorlar. Herkes ayakta alkışlıyor. Oyun bittikten sonra kasaba halkı çıkışa doğru yönelmiş ama ne görsünler ? Kapılar kilitli ve şu yazı yazıyor :
“Cıkış 10 Lira”

Ödünç Para

Kayserilinin biri banka önünde kaynamış mısır satmaktaydı. Mısır çok lezzetli olduğundan kısa bir zamanda büyük kar sağladı. Bir gün arkadaşlarından biri geldi ve dert yandı. Çok sıkışık durumda olduğunu söyleyerek ondan ödünç para istedi.
-Üzülerek söylemeliyim, bankayla burada tezgahımı kurduğum zaman bir anlaşma yaptım, ben ödünç para veremem, banka da mısır satamaz.

O İçtiği İçin

Kayserilinin biri, konuk olarak gittiği evde sağında oturan misafire sigara ikram etti.
-Ben sigara içmem, dedi.
Bunun üzerine solunda bulunan misafire sigara ikram etmek istedi. O da:
-Ben sigara içmem, dedi. Bu kez karısı:

Ev sahibine niçin ikramda bulunmuyorsun? diye sorunca:
O sigara içtiği için yanıtını verdi.

Hangisi Daha Cingöz?

New Yorktan Los Angelese giden bir uçakta Kayserili cingöz bir avukat ile bir hanım yanyana oturuyorlar.Avukat hoşça vakit geçirmek için bir oyun teklif ediyor.Kabul görünce oyunu anlatıyor:

-Size bir soru soracağım, cevabı bilemezseniz bana 5$ vereceksiniz.Sonra siz soracaksınız bilmezsem ben size 50$ vereceğim.

İlk soruyu soruyor:

-Ay ile Dünya arasındaki uzaklık ne kadardır?

Kadın tek söz söylemeden çantasından $5 çıkarıp adama uzatmış.Soru sorma sırası sarışına gelmiş:

-Tepeye 3 ayakla tırmanıp, 4 ayakla aşağıya inen şey nedir?

Adam dakikalarca düşünmüş cevabı bulamamış.Cüzdanından 50$ çıkarıp kadına uzatmış.Kadın parayı kibarca alıp çantasına koyarken avukat merakla sormuş:

-Cevap ne?

Kadın tek kelime etmeden çantasını açmış ve 5$ çıkarıp adama uzatmış.

Guş

Kayserili, büyük şehre gelen bir vatandaşımız çevreyi seyrederken havada bir kuş sürüsü görmüş ve öylesine mırıldanmiş:

-Vay be! Guşlara bah. Ne güzel de uçuyorlar..

O sırada yanında duran bir bayan seslenmiş

-Onlar guş değil, kuş!

Bizim ki de mırıldanmış yine şaşkınlıkla:

-Alla Alla, amma da guşa benziyorlardı halbuki

Kayserili ile Şeytan

“Kayserili seytan gibi zekaya sahip”, “seytana pabucunu ters giydiren Kayserilinin yanında seytanın lafı mi olur”, sözleri seytanın kulağına sık sık çalınmaya baslayınca, bu sözleri içine sindirememis. Seytan, Kayserili biri ile ortak arazi ekmeyi planlar. Seytan der ki kendi kendine: Göreceğiz bakalım, seytan mi daha kurnaz, Kayserili mi? Ve gün gelir Kayseriliye sözü açar: -Seninle ortak bir pancar ekelim deyince Kayserili: -Hay hay ekelim, demis. -Ama her sey ortaklasa yapılır. Tarlalar sürülür, tohumu, gübresi hasat zamanı beklenir. Seytan bu ya duramaz iste: -Sayin Kayserili arkadas, bak pancar yeserdi, yaprakları koca koca oldu. -Seninle bir pazarlığa girelim. Üstü benim olsun topragin altta kalani da senin olsun, ne dersin? -Tamam, ortağıma saygım ve güvenim sonsuz. Yesil yapraklar büyüdükçe seytanin da yüzü gülüyormus. Gün gelmis, mahsul kaldırılmıs. Tüm yaprakları seytan alırken toprak altındaki pancarı da Kayserili almıs. Kayserili, pancarı satmıs bir sürü para alırken, seytan kendisini aldatan o yesil yapraklarla bes parasiz kalmıs. Ve yenilgiye doymadigi için: -Kayserili arkadas seninle bir de bugday ekelim. Yalniz bu sefer topragin altı benim demis ve Kayserili de: -Peki üstü de benim, demis. Gene yıl sonu gelmis, gene seytanda hüsran. Çünkü seytan, bugdayın saplarını alırken Kayserili de bugdayın denelerini almıs. Artık dayanamayan seytan demis ki: – Aman be Kayserili arkadas pes benden. Senin namını duymustum da inanmamıstim. Meğerse sen neymissin be Kayserili, demis…

İki gün de oruç tutarım

Kayserili bir işadamının yanına gariban birisi gelip iş sorar ne iş olursa, ne söylenirse yapacağını söyler. Hatta karın tokluğuna bile çalışırım der. Bizim uyanık Kayserili;
– Tamam seni işe alırım, ama o dediğine olmaz çok istedin biraz indirim yap deyince:
– Gariban:
– Peki iki gün de oruç tutarım der.